arşiv

‘Genel’ kategorisi için arşiv

Change It Easy v1.0

Pazartesi, 05 Eki 2009 ngeen 1 yorum
Merhaba;

Bu yazımda size javada yazdığım açık kaynak kodlu programımdan bahsedeceğim. Change It Easy adını verdim programa. Bu programın şimdilik kolay bir işlevi var. Program Proxy listesi veren bir siteden proxy adreslerini alıyor. Daha sonra bu ip adresleri ve portlar 1 sn. geçikme süresi ile kontrol ediliyor. Bu süre zarfında ulaşılabilen serverlar programda listelenir. Programı burdan indirebilirsiniz. Linux, windows, mac os vs.. işletim sistemleri ile sıkıntısız çalışabilme yeteneğine sahiptir. programı çalıştırabilmek için jre sisteminizde yükle olması gerekiyor.

Sonraki Sürümlerde;
 > Bowserlarda otomatik ip değişimi
 > Dil Paketi vs..

Değişiklikler yapılacaktır. Yardımlarınızı bekliyorum. Düşünceleriniz için lütfen iletişim kurunuz.

Categories: Genel, Java, Linux Tags:

Evden, internetten para kazanmak

Pazar, 16 Kas 2008 Kefukar yorum yok

Herkesin derdi para para para. Ne melen şey bu para!
Varlığı da dert yokluğu da… Hele bu kriz döneminde. Kriz mi? Ne krizi, kriz falan yok hamdolsun diyorsanız başka bloga lütfen.

Ekmek aslanın neresinde? Neyse uzatmayayım. Etohum.tv’de Burak Büyükdemir’in Savaş Şakar ile Evden, internetten para kazanmak konulu röportaj sizlere değişik fikirler verebilir. İzleyelim…

Ayrıca Savaş Bey’in kişisel sitesinde bu konuda yazmış olduğu makaleler;

Categories: Genel Tags: ,

TSE, OOXML Oyunu Değiştirdi

Salı, 01 Nis 2008 Kefukar yorum yok

TSE_logo.png

Özgürlükİçin topluluğu bir süredir OOXML’in neden kötü bir dosya biçimi olduğu, neden bir ISO standardı olmaması gerektiği ve neden TSE’nin bu standarda karşı çıkması gerektiğini anlatan “OOXML’e Hayır!” kampanyasını yürütüyordu. Kampanya kapsamında başlatılan imza kampanyası ile kısa sürede 1500′e yakın imza toplandı ve OOXML’e karşı hazırladığımız banner ve düğmeler kampanyamıza destek verenlerin web sayfalarında ve önemli internet portallarında yer aldı. Birçok haber sitesinde OOXML ile ilgili hazırladığımız haberler yer alırken, OOXML ile ilgili dünyada yaşanan gelişmeler de Özgürlükİçin’in haber bölümünde yer aldı.

Bugüne kadar yaptıklarımızı özetledikten sonra şimdi özellikle bu haftayı ve TSE’nin oyunu değiştirmesine giden süreci anlatalım. BRM toplantısının ardından bu hafta başında UEKAE / Pardus tarafından düzenlenen OOXML Çalıştayı toplantısına biz de Özgürlükİçin ekibi olarak katıldık. Perşembe günü Ankara’da TÜBİTAK Başkanlık’ta yapılan toplantı ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Araştırma Görevlisi olan Gökdeniz Karadağ‘ın OOXML’in teknik analizini ve eksikliklerini gösteren bir sunum yapması ile başladı. Özgürlükİçin editörlerinden Akın Ömeroğlu ise “OOXML, Özgür Yazılım ve Özgür Bilgi” başlıklı OOXML ile ilgili özgür yazılım dünyasının taşıdığı teknik ve hukuki endişeleri dile getiren bir sunum yaptı. Verilen kısa bir aradan sonra Özgürlükİçin editörlerinden Ali Işıngör, dünyada OOXML ile ilgili gelişmelerin ne olduğuna dair bir sunum yaptı. Son sunumda ise Erkan Tekman, “OOXML ve Ulusal Yarar” ile ilgili endişeleri dile getirdi.

DPT bünyesinde çeşitli kamu kuruluşlarının eşgüdümde olduğu Birlikte Çalışabilirlik Grubu‘nun yoğun bir ilgi gösterdiği toplantıya; Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı, Elektrik Mühendisleri Odası ve diğer kamu kuruluşları ile özel sektör temsilcileri katıldı.

Bu çalıştay sonrasında TSE’de yapılan toplantıya ise OOXML ile ilgili karar sürecinde önemli rol oynayan ihtisas komisyonu üyeleri ile Pardus projesi adına Erkan Tekman, TÜBİTAK UEKAE adına Barış Erdoğan, LKD adına Türker Gülüm, ODTÜ adına Gökdeniz Karadağ ve Özgürlükİçin adına Akın Ömeroğlu ile Ali Işıngör katıldı. Toplantıda TSE’nin karar alma süreçleri ile Türkiye’nin alması gereken tavır ve OOXML’in ulusal faydası görüşüldü.

Cuma günü de üst düzeyde devam eden toplantılar neticesinde TSE, 29 Mart 2008 Cumartesi günü aldığı kararla, Türkiye’nin EVET yönündeki eski oyu ÇEKİMSER olarak değiştirmeye karar verdi.

Bu mücadelede büyük bir çaba gösteren Özgürlükİçin topluluğuna ve Türkiye özgür yazılım camiasının tüm diğer üyelerine teşekkürü bir borç biliriz…

Categories: Genel Tags: ,

OOXML nedir?

Cumartesi, 29 Mar 2008 Kefukar yorum yok

Bu konuyu önemli gördüğüm ve katkıda bulunmam gerektiğine inandığım için açtım.

Özgürlükİçin OOXML’e karşı!

Özgürlük için Pardus...
OOXML’e karşıyız!

Çünkü bizler; tüm kamu kurumlarının, firmaların, yerel yönetimlerin, okulların, hastanelerin ve sıradan insanların “gelecek endişesi” olmaksızın kullanabileceği, özgür ve açık bilişim standartlarını istiyoruz… Bizler, bilişim standartlarının uluslararası yazılım tekellerine değil; insanlara hizmet için var olması gerektiğini düşünüyoruz…

Hedefimiz, herkesin kamusal bilgiye hızlı, eşit, ücretsiz ve özgürce ulaşabileceği bir yapıdır.

2006 yılında, OASIS OpenDocument adıyla da bilinen ve bu hedeflere ulaşılmasını sağlayan bir standart doğdu. OpenDocument, özgür ve herkese açık bir XML doküman belirtimi standardı (ISO/IEC 26300:2006). OpenDocument standardı sadece özgür ve güvenilir olmakla kalmayıp, devletleri ve vatandaşlarını da belli bir yazılım markasının ürünlerine mahkûm olma zorunluluğundan kurtarıyordu…

OpenDocument dosya biçimlerinin birer uluslararası ISO standardı olarak kabul edilmesi üzerine, pek çok ülkede “özgür ve açık standartlar” kullanma eğilimi artış gösterdi. Bu gelişmeden rahatsız olan ve OASIS üyesi olmasına karşın OpenDocument’ın standartlaşması aşamasında işbirliği davetlerini reddeden Microsoft, kendi Office serisi ürünlerinde kullanacağı XML tabanlı dosya biçiminin bir ISO standardı olarak kabulü için çalışmalara başladı. Microsoft’un bir ISO standardı olarak kabul edilmesini istediği bu yeni dosya standardının adı OOXML…

OOXML’in açılımı her ne kadar Office Open XML olsa da, bu yeni standart açık ve özgür değil… OOXML’in içerdiği teknolojilerden bir kısmı patentlenmiş durumda. Patentlerin sahibi ise elindeki patentleri kullanarak özgür yazılımları kullanan kişi ve şirketleri tehdit eden bir firma… Standart yeterince açık olsa ve kabul edilse bile, bu standardın içerdiği teknolojileri kullananlara Microsoft tarafından dava açılabilecek!

(…)

OOXML’in ISO standartı olarak kabul edilmesine dair son karar, 24-25 Şubat günü Cenevre’de ulusal standart komitelerinin bir araya geleceği toplantı sonrasında, 30 Mart’a kadar olan süreçte verilecek. Bu toplantıya Türkiye’yi temsilen Türk Standartları Enstitüsü (TSE) katılacak.

Tüm çabamız, Türkiye’nin bu oylamada kullanacağı oyun, özgür ve bilgiye ulaşmada fırsat eşitliği sağlayacak mevcut OpenDocument standardını engellemeye yönelik hazırlanan “OOXML Standardına Hayır” olarak çıkmasını sağlamak.

* OOXML’e karşıyız çünkü bu yeni standart, bilgiye özgür ve açık standartlarla erişimi engellemeye yönelik bir girişim. Bu nedenle bizler, özgür OpenDocument dosya biçimlerini destekliyor ve mevcut yazılım tekellerinin kendi patentli ve markalı teknolojilerini kamusal alanlarda standart haline getirme çabalarına karşı çıkıyoruz!
* OOXML’e karşıyız çünkü bu yeni dosya biçimi tek bir yazılım firması tarafından destekleniyor. Bir devlet düşünün, arşivindeki eski tarihli belgeleri açamıyor, çünkü bu belgeler artık desteklenmeyen bir dosya biçiminde yazılmış. Dosya biçimi sadece tek bir programla açılabiliyor ve o şirket artık piyasada yok! Bundan 10 yıl, 20 yıl sonra ne olacağını kim garanti edebilir? Bir şirket ürünü desteklemeyi durdurdu diye ülkelerin arşivi kaybolup gidecek mi?
* OOXML’e karşıyız çünkü eski MS Office belgelerine uyumluluk adına tanımlanmış, ancak nasıl işlenmesi gerektiği belirtilmemiş etiketleri kullanıyor bu yeni standart. Bunlar sadece “şu program gibi davran” diyorlar, örneğin “Word95GibiBiçimlendir” bunlardan biri. Standart “açık” olduğunu iddia ederken, programların bu tarz özellikleri kullanabilmesi için adı geçen programların nasıl çalıştığının bilinmesi gerekiyor. Bu ise OpenOffice.org gibi programların yıllardır uğraşıp halen tam anlamıyla gerçekleştiremedikleri bir durum.
* OOXML’e karşıyız çünkü daha önceki oylama sırasında gündeme getirilen ve büyük kısmı hâlâ çözümlenmemiş 3000′den fazla soruna sahip bir standart öneriliyor bize!
* OOXML’e karşıyız çünkü bu yeni standart talebi geçmişte VML gibi standart olma başvurusu reddedilmiş teknolojilere atıfta bulunuyor. Bir standardın, hem de konuda onaylanmış ve herkese açık/özgür alternatifleri (Örneğin SVG) varken, reddedilmiş eski ve sahipli bir teknolojiye atıfta bulunması, bu yeni standardın neden açık ve özgür olamayacağının bir başka göstergesi… Bu yeni standart, Microsoft’un pek çok patentli teknolojisine atıflarda bulunması, bu yeni dosya biçimini kullanacak yazılım firmalarının üzerinde bir patent/mahkeme kılıcının sallanmasına yol açacak!

Aslında karşı olmak için daha pek çok nedenimiz var….

ISO tarafından onaylanmış bir XML doküman belirtimi standardı (ISO/IEC 26300:2006) olmasına rağmen, Microsoft’un kendi sahipli dosya biçimi olan OOXML’i bir ISO standardı haline getirme çabaları hakkında bilgisayar kullanıcılarını bilgilendirmek ve harekete geçirmek amacıyla “OOXML’e Hayır!” diyoruz.

(…)

Özgürlükİçin OOXML’e Hayır!

OOXML’e ben de hayır demek istiyorum! diyorsanız TIKLAYIN….
Özgürlük için Pardus...

Categories: Genel Tags:

Önümüzdeki 5 yılda neler olabilir

Pazartesi, 11 Şub 2008 Kefukar yorum yok

Takip ettiğim forumlardan biri olan Ceviz.Net de çok kıymetli bir üstadımız bir konu açmış.
Ben de aklıma gelenleri yazdım. Bloguma da taşımak istedim.

Önümüzdeki 5 yılda neler olabilir?

* Artık her önüne gelen “Ben Coder Oldum” diyemiyecek.
* Firmalar işlerini baştan savma kişilere değil ciddi firmalara yaptırmaya başlayacak.
* Google insanların genetik haritasını çıkarmayı tamamlayıp bunu devletlere ve şirketlere satarak; Önce M$ ı sonra da Mars’ı satın alacak.
* Devler Liginde IBM+ Sun+Oracle+Apple+Novell+RedHat v.s. Birleşerek GNU ya tam destek verecek. Google da M$ ı aldığı için Google ve diğerleri diye bahsedeceğiz.
* Yarı insan yarı robot = Roboİnsanlar çıkacak. // 5. yılın sonunda.
* İnternetteki çöplük siteler temizlenip web sitesi yayınlama kriterleri oluşturulacak.
* Türk siteleri de sadece göze değil, beyne de hitap edebilen bir hale gelebilecek.
* Başta bilgisayarlar, Cep telefonları ve PDA gibi cihazlar olmak üzere bir çok alet sesle komut alacak.
* Ozon tabakasındaki delik kat kat artacak, küresel ısınmadan dolayı beyinleri kaynamış olan liderler yine umursamaz davranmaya devam edecek.
* Ekmek yine herzamanki yerinde olacak, aslanla cebelleşmeye devam edeceğiz.
* Dünya güzel işler çıkartırken biz yine işin geyik kısmında takılı kalmaya devam edeceğiz. Hatta bu yüzden birbirimizi kırmaya da devam….
* Gerçek hayatta sosyalleşmek, aleme akmak, kafa dağıtmak, gezmek, kız tavlamaya çıkmak gibi tabirleri çocuklarımıza dediğimizde hemen PC başına geçecekler. Ancak PC den bu işlerin yapılabildiğini ve bizlerin eski kafalı olduğunu iddia ederek süregelen kuşak çatışmaları devam edecek.
* Ne iş yapan? sorusuna yine “Bilgisayarcıyım abi” diyeceğiz çünkü yazılımcı, coder, programcı gibi tabirler toplumumuza hala yabancı olacak.
* Orjinal işler yerine taklit, uyduruk, kıytırık işlerle köşeyi dönme çalışmalarına ısrarla devam edeceğiz.
* Hala Adsense gelirlerinden Ferrari alma atılımlarımız devam edecek.
* Dünyanın en kıymetli sözü “Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi” olmaya devam edecek.

Categories: Genel Tags:

Software Company of 2010

Cumartesi, 02 Şub 2008 Kefukar yorum yok

Önce bir haber :
Microsoft, Yahoo’yu Satın Almak için Teklifte Bulundu

NYPost adlı gazetede Microsoft’un Yahoo’yu 44,6 milyar $’a satın alabileceği ve Yahoo’ya böyle bir teklifle gittiği ile ilgili bir haber yayınlandı; ardından da Wall Street Journal konu üzerine bir yazı yayınladı. Böyle birşey gerçekleşirse eğer, ki görünüşe göre satın alma yerine işbirliği ihtimali artıyor, BT tarihindeki en yüksek rakamlı satışı olacak.
Microsoft’ın hisse başına 31 dolarlık teklifi Yahoo’nun dünkü kapanışına göre %62 primi ifade ediyor.


Her zaman ki gibi ben gene bit yenikleri arayıp, paronayalar yazmaya başlıyayım :)
Bu teklifin Google’ın 3.1 milyar $’a DoubleClick’i satın almasından sonra web reklamcılığı konusunda lider konuma gelmesi zamanlamayı açıklıyor. M$ zaten Google ile web de başaçıkmakta zorlanıyor bir de Yahoo ile uğraşmak işine gelmiyor. Çünkü Google’ın bu satın almasından sonra Yahoo da bir diğer Internet reklamcılığı firmalarından Right Media’nın %80′nin satın alacağını açıklamıştı. Ne kadar ilginç değil mi? Büyük balıklar devre de. Ama büyüğün de büyüğü var :)

Microsoft, Yahoo’yu satın alamasa bile bazı konularda işbirliğe gitmesi ön muhtemel. Keza ikisinin de Google karşısında :)

Özellikle son 1 yıldır IT şirketlerinde birleşmeler ve satın almalar hızlandı. Görünen o ki bu ivme artarak devam edecek. Peki örneğin 2010 yılında bizi neler bekliyor?
Elbette bu cevaplanması en zor sorulardan. Çünkü kim bilir yarın Google Yahoo ya 100 milyar teklif eder :) Şahsi görüşüm Bilişim şirketleri tekelleşecek. Ayakta kalması muhtemel büyük firmalar ise; MicroSoft, Google, Apple ve Sun Microsystem. Bu benim görüşüm. Olması muhtemel bir teorim de Linux camiasının birleşmesi. Hatta bu birleşme Google ya da Sun altında bile olabilir. Bizlerin yapabileceği tek şey sanırım bekleyip görmek.

Atlas Okyanusu

Categories: Genel Tags:

Yazılım Geliştirme # Software Development

Cuma, 25 Oca 2008 Kefukar yorum yok

Ben bu Türkiye’deki yazılım sektörüne taktım arkadaşlar. Haddime düşmese de gördüğüm yanlışlıkları sizlerle paylaşayım ki bizler de aynı hatalara düşmeyelim düşenleri uyaralım hatta ellerinden tutup kaldıralım.

Malesef ülkemizde yazılım şirketleri işi profesyonelce yapmak yerine kısa yoldan halletme ve acilen köşeyi dönme hesapları yapmakta. Elbette istisnai şirketlerimiz var. Hatta göğsümüzü kabartanlar da var. Onlar bu eleştirilerden müstesna.

Daha önceki bazı yazılarımda da bu konuya kısmen değinmiştim. Kullanılan programlama dillerinden bahsetmiştim. Şimdi ise ekip ve departmanlardan, aşamalardan bahsetmek istiyorum. Ama önce şu tespiti sizlerle paylaşmam lazım. Bu bir tespit, önyargı v.s. değil.
Bahsettiğim yurdum yazılım firmalarnın bir çoğu, 2-5 arası programcı arkadaş çalıştırır. Genelde de bunlar ekip olarak değil de bireysel projeler yazarlar. Yazarlar ama nasıl?
Örnek veriyorum;
- Emlak Programını sen yazacaksın.
- Peki abi. Ama ben emlak sektörünü pek bilmem nasıl olur? Neler lazım? ArGe vercek misiniz?
- Ne argesi emlak işte, ev, arsa, tükkan alım satım kiralama olcak. Ne yoksa yazamaz mısın?
- Yazarım abi… Yazarım….

Arkadaşımız verilen bu aydınlatıcı bilgiler doğrultusunda olayı tek başına kurgulamaya çalışır, mevcut emlak programlarını inceleyerek fikir edinir, Veritabanını kendisi modeller, Form tasarımlarını kendisi yapar, ve kodlamaya başlar.

Tamam verdiğim örnekdeki emlak programı belki size küçük bir proje gibi gelebilir ve 1 kişi yapabilir bunları görüşünü öne sürebilirsiniz. SÜRMEYİN! Bu kadar küçük veya basit gibi görünen bir projede bile tüm işi 1 kişiye yüklerseniz 1 aylık proje olur size 3 ay. Üstelik sonunda istediğiniz gibi bir program çıkmadığı gibi Test ve Beta süreci de hayal edemiyeceğiniz kadar uzun sürer. Projenin gelişimi esnasında da programlamadan anlamayan ama bir şekilde sizin şefiniz, hatta patronunuz arada bir gelip şuraya bir buton koy ona basılıncada şöyle şöyle olsun diye ahkam kesmezse olmaz. Bir de “Biz niye kaliteli yazılım yapamıyoruz?” diye dizinizi döversiniz.

Peki olması gereken ekip ve çalışma planı ne? Müsadenizle Şekillerle izah etmeye çalışayım.

Bir yazılım projesinin ekip ve süreç yönetimi gayet açık bir şekilde karşınızda. Eğer bu kriterleri hiçe sayıp hala bildiğinizi okumakta ısrar ederseniz daha çok dizinizi döversiniz benden söylemesi.
Peki neden bu kriterlere uygun yazılım firmalarımız veya projelerimiz azınlıkta. Sebebi çok açık;
1. Yazılım firmaları, yazılımı hafife ve basite aldıkları için,
2. Daha az eleman ile yani maliyetle daha çok para kazanacakları gafletine düşmeleri,
3. ArGe ve Kaliteli yazılım, görev dağılımı, ekip bilinci gibi kavramlardan yoksun olmaları.

Bu kadar yeterli. Daha fazla üstlerine gidersem nem’e lazım bir daha yazılım piyasasında iş bulamam :)

Ha bir de şu var. Adam masaüstü db programı yapacak .NET ci arıyor. 5-10 tabloluk bir DB olacak MsSql Server hatta Oracle kullanmayı düşünüyor. Peki neden?
Bunu da ben söyleyeyim, bu kavramlar son kullanıcı tarafından bilinen şeyler olduğu için neymiş efendim biz projelerimizde son teknolojiyi kullanırız havasını atmak. Yerim sizin havanızı. Hava atmakla değil doğru, düzgün, kaliteli işler yapmaya uğraşın.
Ama biliyorum gecenin 02:11 inde ben gene boşuna gırtlak patlattım yok pardon yanlış deyim oldu, boşuna parmak yordum…..

Herşeyin hayırlısı olsun….. Okyanus – Atlas

Categories: Genel Tags:

Open Source # Açık Kod

Salı, 02 Eki 2007 Kefukar yorum yok


Open Source’ un gücü, her geçen gün artıyor. Bu güce ve yönelişe, bir çok durumda yaptığımız gibi bazı uzuvlarımızı tıkadık. (Göz ve Kulaktan bahsediyorum)
Şirketler ve ülkeler hızla Open Source’a (Açık Kod) geçerken bizde ‘Aman o da neymiş. Ben kod yazacam ve bunları açacam herkese. Hele bi de ücretsiz vermek. Aptallaşma.’ şeklinde karşılık bulmuştur.
Bu arkadaşlara bazı Aptal Örnekler vermek isterim;

Open Source (Açık Kod)

Bu da 480 tane açık kodlu uygulama TIKLAYIN!

Şimdi size 30 sn lik goglama sonucunda çıkardığım bazı haber başlıklarını vereyim;

  • Nokia, Kodlarını Açtı
  • Solaris işletim sisteminin kaynak kodlarını açtı
  • Yahoo mail kodlarını açtı
  • SUN, Java kodlarını herkese açtı
  • Microsoft Windows kodlarını TSK ya açtı
  • Borland, Interbase’in kodlarını açtı ve bir grup gönüllü FireBird adıyla geliştirmeye devam etti.

Örnekler arasına Linux u belirtmeye gerek bile duymadım :)
Bütün bu şirketler ve kişiler Aptal değil mi? Bu konuyu biraz düşünün. Bulamadığınız cevapları ileriki zamanlarda vermeye çalışacağım ;)

En çok kullanılan programlama dilleri?

Cuma, 28 Eyl 2007 Kefukar 1 yorum

Daha önce Hangi Programlama Dili ? başlıklı yazımda da belirttiğim gibi şimdi bu konuya değinmek istedim. Söz konusu yazımda da vermiş olduğum linkteki tablo aşağıdaki gibidir.


1 1 Java 21.701% +0.17% A
2 2 C 14.908% -3.15% A
3 4 (Visual) Basic 10.748% +0.12% A
4 5 PHP 10.204% +1.08% A
5 3 C++ 9.938% -0.82% A
6 6 Perl 5.416% -0.01% A
7 8 C# 3.583% +0.59% A
8 7 Python 3.025% -0.12% A
9 9 JavaScript 2.722% +0.28% A
10 13 Ruby 2.065% +1.13% A
11 12 PL/SQL 1.860% +0.82% A
12 11 SAS 1.395% -0.54% A
13 16 D 1.370% +0.82% A
14 10 Delphi 1.224% -0.88% A

Bu tablo Ekim 2007 dünya proramlama dillerinin kullanım istatistiği. Her ay güncelleniyor ancak çok farklar oluşmuyor.
Tamamen kendi gözlemlerimden oluşan Türkiye sıralaması da şu şekilde;

  1. Delphi
  2. Php
  3. VBasic
  4. C/C++
  5. Asp
  6. C#
  7. Java

Bu adar sıralama yeterli. Şimdi kıyaslamaya geçelim. Dünyada 1. sırada olan ve %21 gibi müthiş bir orana sahip olan Java Bizde alt sıralarda. Diğer ilginç örnek; Dünyada 14. sırada ve %1.22 gibi bir kullanımla üstelik düşüşte olan Delphi biz de 1. sırada.
Hımm… Büyük bir çelişki var gibime geldi. Yok yok aslında eminim. O zaman bunun sebeplerini irdelemekte fayda var. Tamamen şahsi görüşlerimdir, katılmak zorunda değilsiniz ama katılmamanız gerçekleri değiştirmeyecek :)

  • Dünya ve Türkiye’deki yazılım talepleri hem kalite hem de istek bazında çok farklı boyutta. Ülkemizde ağırlıklı olarak Veri Tabanı / Masaüstü paket programlar revaşta. Dünya da ise daha komplike çalışan ve birçok platformu (Win/Linux/Web/PDA) aynı anda destekleyen projeler istenmekte ve yazılmakta.
  • Dil seçiminde en önemli şeylerden birisi yazılacak programdır. Dolayısıyla Türkiyede istenen veya satılabilen projelere en uygunu yani Delphi, dünyada ise Java en çok kullanılan dil haline gelmiştir.
  • Ülkemiz hem yazılımcılar bazında hem de müşteri bazında dünyayı birebir takip edebilen bir yapıya malesef sahip değildir. Dolayısıyla arada bu derecede bir çelişki oluşmaktadır.
  • İşin başka ve acı boyutlarından birincisi Üniversitelerimizde verilen programlama derslerinde hem yanlış yönlendirmeler olması hem de yetersiz kalınmasıdır.
  • İkinci acı olay ise bu öğrenci arkadaşlarımızın mesleğe atılmalarıyla başlıyor. Ya da alaylı olarak yetişen arkadaşlarımız. Fark yapmaz. Malesef projelerimiz yeterli ArGe, planlama, modelleme, analiz yapılmadan alelacele ve üstünkörü hazırlandığı için; program – müşeri memnuniyeti – geliştirme gibi alanlarda sorunlar çıkması. Şimdi bu konunun dil seçimiyle alakasını kuramadıysanız biraz daha düşünün derim.
  • Bizleri hazırı seven, beleş mezar bulsak acaba girsem mi diye düşünen bir hale getirdiler. Kimler olduğunu siz de çok iyi biliyorsunuz. Dolayısıyla Java gibi başlı başna bir platformda boğuşmak şimdilik kimsenin işine gelmiyor. Ne zaman ki mecbur kaldık yani yumurta yaklaştı o zaman mecburiyetlerden dolayı işin içine gireriz.
  • Eğitim Şart ! başlıklı yazımda da değindiğim bastırılmış gençlik. Bunun da alakasını kuramadıysanız biraz bahsedeyim. Programlamada ve yeni dil/platformlara merak ve öğrenme arzusu, hakkıyla kullanma becerisini edinebilme duygusundan yoksun olduğumuz için geişmeleri 3-5 sene sonra ancak takip etmeye ÇALIŞIYORUZ.

- Eee canım olmuş? Piyasa bunu istiyor bizde bunu biliyoruz. Amma abarttın olayı! diyenler olabilir.
El Cevap :
- Siz bu kafayla devam edin. Elin oğlu gelsin ülkemizde satsın SAP‘ ını….

Yazılım piyasası hem gelişme hem de değişim olarak çok hızlı ilerliyor. Biz hala açık trübünden seyreyliyoruz. Böyle giderse staddan dışarı atacaklar. Daha ne kadar müslüman mahallesinde salyangoz sattıracağız? Biz ne zaman başka ülkelerde hurma, çiğ köfte, lahmacun satmaya başlayacağız.
//Sanırım açlık başıma vurdu. Fazla uzatmayayım hemen bir çözüm algoritması üreteyim;

  1. Son cümleler yazılır
  2. ‘Yazıyı Yayınla’ butonuna basılır
  3. LapTop’un kapatma düğmesine basılır
  4. Koltuktan kalkıp ışık kapatılır
  5. Mutfaga gidilir ve ‘karnını doyurmak’ proedure si çalıştırılır. // Sahur için ;)

Hadi bana afiyet olsun. Selametle…

Categories: Genel Tags:

Hangi Programlama Dili ?

Cumartesi, 22 Eyl 2007 Kefukar 1 yorum


Açıkcası ben bu sorunun cevabını 3 yıldır arıyorum hala bulmuş değilim :)
Gençliğimde GWBasic le başlamıştım. Sonra Quick Basic çıktı ki uff o ne güzellik artık 10 – 20 – 30 gibi satır numaralarından kurtulmuş daha görsel bir editöre kavuşmuştuk. Küçük şeylerle mutlu olabiliyorduk.
Geçmiş geçti gitti şimdi ve gelecekten bahsetmek sanırım daha münasip. Mevcut diller ve kullanım oranlarını Buradan inceleyebilirsiniz. Tabiki bu dünyadaki istatistiği. Ülkemizde ise malumunuz bu grafik baya farklı. Bu konuya daha sonra değineceğim ben şimdi asıl mavcuya gireyim.

Bence en güzeli Hangi Programlama Dili ? sorusunu aşağıdaki soruları cevapladıktan sonra kendiniz yanıt vermenizdir .

  1. Bir dil öğrenmekteki amacım ne?
  2. Gerçekten gerekli mi öğrenmem?
  3. Kariyer mi? Para mı?
  4. Öğrenmek için ayıracağım süre ne kadar?
  5. Hagi alanlarda projeler geliştirmek istiyorum?
  6. IDE ve Syntax (yazım dili,şekli) olarak ruhumu okşuyor mu?
  7. Bu dil hala destekleniyor ve geliştiriliyor mu?

Bu soruları yanıtladıktan sonra kararı kendiniz rahatlıkla verebilirsiniz. Önemli olan o dil mi bu dil mi? diye çok vakit kaybetmeyin. Yoksa hiçbir dili hakkıyla öğrenemezsiniz (Tecrübeyle sabit). Yukarıdaki sorulara içtenlikle cevap verdikten sonra size uygun olduğuna inandığınız dile hemen başlayın ve artık aklınızda ‘acaba şunu mu öğrenseydim, aslında şu dili daha çok övüyorlar’ gibi şeytani vesveselere kulaklarınızı tıkayın.
Hangi dil olursa olsun ARAÇTIR. Amaç ise Programdır. Hakkıyla öğrendiğiniz bir dil varsa yani Programcıysanız, başka bir dile geçmek sizin en fazla 1 haftanızı alır. O da IDE ye ve Syntaxlara alışma zamanıdır. Algoritma aynı, OOP aynı, if aynı if for aynı for….

Artık hangi programlama dilini öğreneceğinizi biliyorsunuz ve aklınızda şüphe yok. Eee daha ne duruyorsunuz ? Ne başladınız mı? Peki Allah zihin açıklığı versin. Kolay Gelsin. Başarılar ;)

Categories: Genel Tags: